insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2012 Pazar

varlık felsefesi - ekmek çıktıııı

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Felsefe Bölümü’nde bölüm başkanlığı yapmakta olan Ömer Naci Soykan’ın derste öğrencilerine anlatmış olduğu bir hikâyeden yola çıktık ve o hikâye bizi buraya kadar sürükledi.


“İşiniz vardı da biz mi aldık?” “Petrol vardı da biz mi içtik?” “Trabzon'u Akdeniz'in incisi yapacağım.”diyenlerin hüküm sürdüğü; insanların “ekmek”, “tüp”, “zeytinyağı” kuyruğunda insanlık dışı manzaralara şahit olduğu bir dönem…(2012’de durum çok da farklı değil esasen) Açlık, yoksulluk, yolsuzluk… Cümlelerle resimleyemediğimizi düşünüyoruz, o halde “Çöpçüler Kralı”ndan bir kesit sunalım sizlere:


Bir gün Ömer Naci Soykan kuyruktadır.(maaş mı, kesmeşeker mi, ekmek mi, tüp mü o da hatırlamıyor) Orta yaşlı bir kadın hemen Soykan’ın önüne kaynak yapar. Soykan ses çıkarmaz ama bakışları korkunçtur. Kaynak yapan kadın kendince: “Burası benim yerimdi,” der. Soykan sinirlenerek: “Hayır burası sizin yeriniz değildi,” der. İnat bu ya kadın üsteler: “Evet, burası benim yerimdi, bir işim çıkmıştı sadece, şimdi gelebildim.” Soykan da: “Bedeniniz neredeyse siz oradasınızdır, siz hem sıradan çıkıp hem de sıranızı koruyamazsınız” der. Ve kadın Soykan’ın delirmiş olduğunu düşünüp oradan uzaklaşır.

Bu olay bize şu fıkrayı hatırlatır: Adam, en iyi arkadaşının karısıyla yataktayken, arkadaşının arabasının sesini duyar. Derhal fırlayıp dolaba saklanır. Arkadaşı gelir ve ceketini asmak için dolabı açtığında adamı çırılçıplak bulur. “Mustafa, ne yapıyorsun burada?” der. Mustafa omuz silker: “E, herkes bir yerde olmalı.”

Buradan hareketle cisme yer kaplayan dememizde hiçbir sakınca göremiyoruz. Descartes’a da değinmiş olduk. Konuyu bir akşam sohbeti ile pekiştirelim:
Gorgias: “Bilinecek bir şey yoktur adamım!”
Heraklitos: “Yapma bebeğim! Bilgelik tektir; her şeyi her şeyle yöneten düşünceyi bilmektir.”
Gorgias: “Bir şey varsa bile bilinemez Heraklit! Kızdırma beni!”
Heraklitos: “Çok katısın corci, bilmişlik de yapıyorsun hem. Unutma çok bilgi insanı akıllı yapmaz!”
Gorgias: “Kes bu zırvaları! Beni dinle önce, bak bak geliyor: Bilinse bile başkalarına bildirilemez.”
Heraklitos: “Hesap lütfen!”

Varlık nedir? Bir nesnenin özellikleri veya ilişkileri nedir ve bunlar nesneyle nasıl ilişkilidir? Falan mı filan mı felan mı fistan mı derken sağlığınıza dikkat edin. Keyifli bir hafta sonu için alternatifler sunamıyoruz ama sizi çok seviyoruz.


18 Eylül 2012 Salı

oğlum bir susar mısın ha

Düşünüyor olmanın insana verdiği sevinç sonsuzdur. Düşünemiyor olmanın insana verdiği sevinç de sonsuzdur.
Hemen bir karikatürle durumu özetleyelim: 


Düşünen ve düşünemeyen bu mutlu dostlarımızı ayakta alkışlıyoruz. Yüzlerindeki tebessüm yüzümüze yansıdı.

Düşünen canlıları anlamak oldukça zordur.Sürekli söylem halinde olmalarından kaynaklı olabilir bu anlamsızlık… Kimse, kimsenin konuşmasına müsaade etmiyor. Bazılarına “sen susunca daha anlamlı oluyorsun” ya da “ağzını açınca tüm anlamını yitiriyorsun” demekten başka kapı kalmıyor çıkmazımızda. Bir odunun, “bu aralar biraz yalnız kalmak istiyorum” dediği ve hayatımızı mahvettiği görülmemiştir. Çünkü bütün odunlar her zaman susmayı seçmiştir. Düşünen, konuşan, söylenen canlılar ise çoğu zaman tehlikeli ve çıkarcıdır. Milyonlarca yaşanmışlık, milyonlarca öykü, milyonlarca fıkra bunun en güzel kanıtıdır adeta. Bir dakika, biri fıkra mı dedi:

Adamın biri günah çıkarma kabinine girer. “Peder,” der. “ben yetmiş beş yaşındayım ve dün gece iki tane yirmilik kızla seviştim. Hem de aynı anda.”
Rahip, “En son ne zaman günah çıkartmıştınız?” diye sorar.
“Hiç çıkartmadım, peder. Yahudi’yim ben.”
“E, o zaman ne diye bana söylüyorsun be adam?”
“Herkese söylüyorum!”

Haydi durma, bir şeyler yap. Zor geliyorsa bir şeyler söyle. Beceremiyorsan, bir şeyleri fark etmeye çalış.

Sonuç: 
bazen sadece susmasını istersin.